<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HOMOEKONOMİKUS :: Murat Çokgezen &#187; Yazılar</title>
	<atom:link href="http://www.homoekonomikus.com/category/yazilar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.homoekonomikus.com</link>
	<description>Hayata, olaylara ekonomik bakış</description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Dec 2011 07:12:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Yeniden reyting meselesi</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/12/yeniden-reyting-meselesi/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/12/yeniden-reyting-meselesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 07:12:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Reyting konusuna uzun zamandır kafayı takmış durumdayım.  Bu konuda daha önce de yazdım (http://ekonomiturk.blogspot.com/2009/01/herkesin-hakkn-ben-korurum.html). Bu işte anlamadığım bir şey var: Eğer reyting kuruluşu gerçekten doğru ölçümler yapamıyorsa ya da bilerek yapmıyorsa bu duruma tepkinin önce reklam verenlerden,  TV şirketlerinden ve reytingi düşük bulunduğu için yayından kaldırılan dizi yapımcılarından gelmesi gerekir. Bunların da yapacağı iş de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Reyting konusuna uzun zamandır kafayı takmış durumdayım.  Bu konuda daha önce de yazdım (http://ekonomiturk.blogspot.com/2009/01/herkesin-hakkn-ben-korurum.html). Bu işte anlamadığım bir şey var: Eğer reyting kuruluşu gerçekten doğru ölçümler yapamıyorsa ya da bilerek yapmıyorsa bu duruma tepkinin önce reklam verenlerden,  TV şirketlerinden ve reytingi düşük bulunduğu için yayından kaldırılan dizi yapımcılarından gelmesi gerekir. Bunların da yapacağı iş de basittir: Reyting ölçümünden çıkmak, bu ölçüme güvenmediğini açıklamak vs.  (Sadece TRT bu ölçümlerden çıkmıştır) Halbuki tepki TRT, RTÜK vs gibi hep hükümet ile ilgili kesimlerden geliyor.  Nedense ben bu işten kıllanıyorum. Yoksa, yanlış akıl yürütüyor ve  boşuna mı kuruntu yapıyorum?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/12/yeniden-reyting-meselesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızım ve Ekonomi II : Mübadeleler refahı arttırır ya da piyasa mekanizmasının oluşumu</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/12/kizim-ve-ekonomi-ii-mubadeleler-refahi-arttirir-ya-da-piyasa-mekanizmasinin-olusumu/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/12/kizim-ve-ekonomi-ii-mubadeleler-refahi-arttirir-ya-da-piyasa-mekanizmasinin-olusumu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Dec 2011 12:18:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>çocuk</category><category>ekonomi</category><category>fiyat mekanizması</category><category>piyasa</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[Piyasaların kendiliğinden ortaya çıkan doğal süreçler olduğuna, bu doğal işleyişin insanların mutluluğunu arttıracağına, müdahalelerin ise -beklenenin aksine- arzulanmayan sonuçlar doğuracağına inanırım. Geçenlerde kızımın başından geçen bir olay, bu inancımın daha da pekişmesine yol açtı. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim: Kızım bu sene üzerinde Disney Karakterlerinin resimlerinin bulunduğu kartları biriktiriyor. Bu kartları ya para ile alıyorsunuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Piyasaların kendiliğinden ortaya çıkan doğal süreçler olduğuna, bu doğal işleyişin insanların mutluluğunu arttıracağına, müdahalelerin ise -beklenenin aksine- arzulanmayan sonuçlar doğuracağına inanırım. Geçenlerde kızımın başından geçen bir olay, bu inancımın daha da pekişmesine yol açtı. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim:</p>
<p>Kızım bu sene üzerinde Disney Karakterlerinin resimlerinin bulunduğu kartları biriktiriyor. Bu kartları ya para ile alıyorsunuz ya da Migros’tan 25 TL’lik alışveriş yaptığınızda hediye olarak veriyorlar. Kızımın bu seneki en büyük hedeflerinden biri 105 karttan oluşan bu seriyi tamamlamak.</p>
<p><span id="more-580"></span></p>
<p>Kızımın bu kartları topladığını bilen ananesi geçen hafta ona bir sürpriz yaptı ve ona 20 tane yeni kart hediye etti. Tabii ki kızım havalara uçtu. Hemen kartları kapıp odasına, serisindeki boşlukları doldurmaya gitti. Zaten 20 tane kadar eksiği vardı. Büyük ihtimalle bu defa muradına erecek ve seriyi tamamlayacaktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir saat sonra geri geldi. ‘Seri tamamlandı mı?’ diye sordum. ‘Hayır’ dedi. Hediye kartların çoğu elinde olanlarla aynıydı. İlave 20 kart kızımın refahını 20 karttan daha az arttırmıştı.</p>
<p>Ertesi gün, yemekte otururken kart konusunu yeniden açtı.</p>
<p>-         Bugün bazı eksikleri daha tamamladım, dedi</p>
<p>-         Nasıl?</p>
<p>-         Elimdeki fazla kartları arkadaşlarımın fazla kartları ile değiştirdim.</p>
<p>Meğerse, sınıfta bir kart piyasası oluşmuş. 105 kartlık seriyi tamamlamaya odaklanmış onlarca çocuk, bu piyasada elindeki fazla kartları sahip olamadığı kartlarla değiştiriyor. Her alışveriş sonucunda iki taraf da amacına bir adım daha yaklaşıyor.</p>
<p>Ancak bir şeyi hala anlamamıştım. Benim hesabıma göre, başlangıçtaki kart sayısı ve değiş-tokuşları dikkate aldıktan sonra elinde daha az kart olması gerekiyordu. Biran ‘acaba kızım hedefine ulaşmak için meşru olmayan yolları da mı kullanıyor?’ sorusu aklımdan geçti Doğrusunu söylemek gerekirse, ben onun yaşındayken o yola sıklıkla başvuruyordum. Ancak, annemin olayı fark etmesi ve onu takip eden sıkı bir dayak sonunda o işe son vermiştim. Acaba o da yapıyor muydu? Bunu öğrenmenin en iyi yolunun ona sormak olduğuna karar verdim.</p>
<p>Cevabı çok basitti. Kartların değişim oranı sabit değildi. Çoğu kart için değişim oranı 1’e 1 iken, bazı nadir bulunan ya da yüksek puanlara sahip (Kartların üzerinde bazı değerler var. Çocuklar bu değerleri kullanarak aralarında oyun oynuyorlar.  Bu oyunda yüksek değerli kartlar avantajlı) kartlar için değişim oranları 1’e 2 hatta 1’e 3 olabiliyordu. Yani, farklı nitelikteki mallar farklı fiyatlardan satılmaktaydı. Kızım da bu değerli kartlarını verip, her bir kart karşılığında birden fazla kart almıştı. Fazlalık buradan kaynaklanıyordu.</p>
<p>Sonuçta endişelenecek bir şey yoktu. Çocuklar piyasanın erdemini keşfetmişlerdi. Bunu kendi refahlarını arttırmak amacıyla kullanıyorlardı. Kızım her sabah elinde fazla kartlarıyla okula gidiyor. Piyasada gerçekleştirdiği alışverişlerle her gün hedefine daha da yaklaşmış olarak eve dönüyordu.</p>
<p>Ancak bu mutluluk uzun sürmedi. Öğretmen artan piyasa işlemlerinin okul düzenine uygun olmadığına karar vermiş ve çocukların okula kart getirmelerini yasaklamıştı. Bu karar kızımı çok üzmüştü. ‘Tamamlamaya çok yakındım’ dedi. ‘Nereden çıktı bu yasak?’. Ona katılıyordum ama sorumlu bir baba olarak öğretmenin ne kadar haklı olduğuna ilişkin bir vaaz verdim.</p>
<p>Zaten, bu kriz çok uzun sürmedi. Her zaman olduğu gibi, piyasa yasak dinlemedi. Alışverişler sadece şekil değiştirdi. Şimdi, çocuklar her gün birbirine telefon edip ellerindeki fazla kartları birbirlerine söylüyor ve hangi fazla kartları değişecekleri konusunda anlaşıyorlar. Okul dışında ilk bir araya gelişlerinde (Ege’nin doğumgünü) takaslar gerçekleştirilecek ve hepsi hedeflerine daha da yaklaşmış olarak doğum gününden ayrılacaklar.</p>
<p>Kızım bu olaydan piyasalara ilişkin bir sonuç çıkardı mı bilmiyorum. Ama ben bu olay, piyasaların ortaya çıkışı ve işleyişine ilişkin ilginç bir vaka olarak her zaman hatırlayacağım.</p>
<h1><span style="font-size: x-small;"><span style="font-weight: normal;"><br />
</span></span></h1>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/12/kizim-ve-ekonomi-ii-mubadeleler-refahi-arttirir-ya-da-piyasa-mekanizmasinin-olusumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızım ve Ekonomi I : Başkasının parası kolay harcanır ya da mülkiyetin önemi</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/11/kizim-ve-ekonomi-i-baskasinin-parasi-kolay-harcanir-ya-da-mulkiyetin-onemi/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/11/kizim-ve-ekonomi-i-baskasinin-parasi-kolay-harcanir-ya-da-mulkiyetin-onemi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2011 08:53:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>çocuk ve para</category><category>kamu mülkiyeti</category><category>özel mülkiyet</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=576</guid>
		<description><![CDATA[Benim iki tane kızım var. Biri 10 diğeri 7 yaşında. Her baba gibi onlara aşığım. Onlarla vakit geçirmeyi çok seviyorum ve bunun için her fırsatı değerlendiriyorum. Birlikte geçirdiğimiz anlarda bazen beni çıldırtsalar da, çoğu zaman çok eğleniyorum. Hatta öğreniyorum. Öğrendiklerimin bir kısmı da ekonomi ile ilişkili. Alın size örnek. Büyük kızım ilkokula başlayıncaya kadar para [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benim iki tane kızım var. Biri 10 diğeri 7 yaşında. Her baba gibi onlara aşığım. Onlarla vakit geçirmeyi çok seviyorum ve bunun için her fırsatı değerlendiriyorum. Birlikte geçirdiğimiz anlarda bazen beni çıldırtsalar da, çoğu zaman çok eğleniyorum. Hatta öğreniyorum. Öğrendiklerimin bir kısmı da ekonomi ile ilişkili. Alın size örnek.</p>
<p><span id="more-576"></span></p>
<p>Büyük kızım ilkokula başlayıncaya kadar para mefhumu ile pek ilişkili değildi. Çünkü parayla satın alacağı bir şey yoktu. İhtiyacı olan her şeyi ona biz alıyorduk. Ancak ilkokula başladığı yılın yazında her şey değişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yazları ailece şehir dışındaki evimize gideriz.  Ben, genellikle balkonda oturur, bir şeylerle uğraşırım. O yıl da diğerlerinden farksızdı. Bir şey hariç. Küçük kızım süratle eve giriyor. Sonra yine hızla evden çıkıyor. Sonra eve elinde bir dondurma ya da ağzında bir sakızla geri dönüyordu. Ben de ‘herhalde annesi ya da bir komşu alıyor’ diye düşünüyor ve durumu önemsemiyordum. Ancak sonra bir şey daha fark ettim. İçeride ufak tefek alışverişler için kullandığımız bozuk para kabı da hızla boşalıyordu. Bozuk para ihtiyacım olduğunda evde yana yakıla aranıyordum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir gün yine elinde dondurmayla eve gelen kızımı durdurdum ve dondurma için parayı nereden bulduğunu sordum. ‘Dolaptaki kaseden’ dedi. Şimdi herşey anlaşılmıştı. Kızım o yıl sadece alışverişin değil, kolay paranın da tadını almıştı. Ona şöyle dedim: ‘Bir daha o kaseden para almak yok. Ben sana her hafta 5 lira vereceğim. İstediğin gibi harca. İster sakız al ister dondurma. İster hepsini bir günde bitir, istersen biriktir. Ama bir daha seni oradan para alırken görmeyeceğim.’ Bu konuşmadan sonra ona 5 lira verdim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu konuşmanın ardından bir hafta geçti. Ben olayı unuttum gitti. Bir gün kızım yanıma geldi. Elinde bir 5 lira sallıyordu.</p>
<p>-         Ne oldu kızım? dedim.</p>
<p>-         Bugün günlerden ne? diye sordu.</p>
<p>-         Pazartesi.</p>
<p>-         Bugün, ne günü?</p>
<p>-         Ne günü?</p>
<p>-         Harçlık günü. Hani sen bana demiştin ya her pazartesi sana 5 lira vereceğim diye.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hatırlamıştım. Sözümü tutmam gerekiyordu. Çıkardım 5 lira verdim. ‘Peki’ dedim.</p>
<p>-         Geçen hafta verdiğim 5 lira ile ne yaptın?</p>
<p>-         Hiçbirşey almadım. Biriktirdim, dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O günden sonra kızımın dondurma alışverişlerinin gözle görülür şekilde azaldığını ve kendi parasını daha dikkatli harcadığını farkettim. Bugün hala harçlık günü pazartesidir. Kızım parasını hala çok dikkatli harcar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kızım ile yaşadığım bu olayın özel mülkiyetin önemine ilişkin güzel bir örnek olduğunu düşünürüm. Konu ile ilgili bir örnek vermem gerektiğinde hep bu olay aklıma gelir ve sıklıkla anlatırım. Dinleyenlerin de hoşuna gider. Bu yüzden bir çok kişi, hiç görmemiş olmalarına rağmen karşılaştığımızda ‘kızınız hala parasını dikkatli harcıyor mu?’ diye sorar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/11/kizim-ve-ekonomi-i-baskasinin-parasi-kolay-harcanir-ya-da-mulkiyetin-onemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben de kendi Bedelli Askerlik teklifimi hazırladım</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/11/ben-de-kendi-bedelli-askerlik-teklifimi-hazirladim/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/11/ben-de-kendi-bedelli-askerlik-teklifimi-hazirladim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Nov 2011 05:27:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>bedelli askerlik</category><category>profesyonel askerlik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=571</guid>
		<description><![CDATA[Yeni bir Bedelli Askerlik tasarısı kabul edildi. Hayırlı uğurlu olsun. 30 yaşına kadar askerden kaçmayı ve 30 bin TL parayı bulmayı başaran askerden yırtacak. Hükümet hem para hem oy toplayacak. Askerliğini yapmış olanlar bunun haksızlık; yırtanlar, gerekli olduğunu savunacak. Yaşı tutmadığı için bu uygulamadan yararlanamayanlar ‘Vicdani retçi olsam askerlikten beleşe sıyırır mıyım?’, ‘Bir yüksek lisans [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir Bedelli Askerlik tasarısı kabul edildi. Hayırlı uğurlu olsun. 30 yaşına kadar askerden kaçmayı ve 30 bin TL parayı bulmayı başaran askerden yırtacak. Hükümet hem para hem oy toplayacak. Askerliğini yapmış olanlar bunun haksızlık; yırtanlar, gerekli olduğunu savunacak. Yaşı tutmadığı için bu uygulamadan yararlanamayanlar ‘Vicdani retçi olsam askerlikten beleşe sıyırır mıyım?’, ‘Bir yüksek lisans programına yazılsam en az iki sene daha askerliği erteletirim. İki seneye kadar da memlekette ya seçim ya da deprem olur. Yeniden ‘paralı askerlik’ çıkar’ opsiyonlarını değerlendirmeye başlayacaklar.</p>
<p><span id="more-571"></span></p>
<p>Türkiye’de kısmi Bedelli Askerlik uygulamaları nerede ise bir rutin olmaya başladı. Hükümetler işlerine geldikçe Bedelli Askerlik kanunu çıkartıyorlar. Bu da, vergi afları gibi, sıklıkla tekrarlanınca vatandaşta bir beklenti oluşuyor. ‘Nasılsa bedelli çıkar’ umuduyla askerliklerini ertelemek için tüm kaynaklarını seferber ediyorlar. Ancak askerliklerini yapmadıkları için belki doğru düzgün iş bulamıyorlar ya da uzun vadeli taahhütlere giremiyorlar.</p>
<p>O zaman neden şu askerlik konudaki belirsizlikleri tamamıyla gidermiyor, işi politikacıların lütfu olmaktan çıkartmıyoruz? Gelin şu işi kurala bağlayalım. Askerlik çağına gelen herkes belirli bir bedel ödediği takdirde askerlikten muaf olsun. Diğer taraftan askere gidenlere de yaptıkları görevin karşılığı olarak bir bedel ödensin. Sistemi bu şekilde kurmanın çok önemli bir avantajı var: Diyelim ki askerliğin bedelini 30000 TL olarak belirledik. Bu sistemde parayı verip askere gitmeyecek olanlar, askere gitmediği takdirde, askerlik için ödeyeceği bedelden (30000 TL) daha yüksek gelir elde edecek (verimliliği yüksek) olanlardır. Askerilik süresi boyunca 30000 TL’den daha az kazanacağını düşünenler (düşük verimliler) ise askere gitmeyi ve sivil hayatta elde edeceklerinden daha yüksek bir gelir etmeyi tercih edeceklerdir. Böylece verimliliği yüksek kişilerin askerlik süresince etkinsiz olarak kullanılmasından kaynaklanan kayıpların önüne geçilmiş olacaktır. Bunun dışında bu yöntemle Bedelli Askerlik politikacıların bir lütfu, oy toplama aracı olmaktan çıkacak, bütçeye düzenli bir gelir kaynağı yaratılacaktır.</p>
<p>Tabii burada bazılarının şu klasik itirazı dillendireceğini biliyorum: Bu durumda parası olan askerden yırtacak, gariban askere gidecek. Peki, şimdi sanki farklı mı oluyor? Yine, parası olan çocuğunu yurt dışına gönderiyor, güya orada çalışıyormuş gibi gösteriyor sonra da askerlikten yırtmıyor mu? Ya da başka yollarla askerlikten yırtmasını ya da çok rahat koşullarda askerlik yapmasını sağlamıyor mu? Memleketin lüks semtlerinden şehit cenazesi kalktığını gören var mı? Şu an önemli yerlerde bulunan politikacıların, bürokratların kaç tanesinin oğlu doğru düzgün askerlik yapmıştır? Hiç olmazsa bu sistemde onları binbir türlü katakulli yapmaktan kurtarmış olacağız. Diğer taraftan, bu sistem yoksulları da mutlu edecek. Askerlik çağına gelmiş birçok genç sivil hayatta çalışıp ailesine katkıda bulunmaktadır. Ancak askerlik esnasında bunlar gelirden mahrum kaldıkları için hem kendileri hem de aileleri mağdur olmaktadır. Askerlik yapanlara emeklerinin karşılığında piyasa koşullarına uygun bir ücret ödendiğinde bu mağduriyetinde önüne geçilmiş olacaktır. Sonuçta bu sistem düşük gelirlileri mağdur etmek bir yana onları kollayan bir sistem olacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/11/ben-de-kendi-bedelli-askerlik-teklifimi-hazirladim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teşvik primi neden suç?</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/07/tesvik-primi-neden-suc/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/07/tesvik-primi-neden-suc/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jul 2011 17:57:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>fenerbahçe</category><category>şike</category><category>teşvik</category><category>trabzonspor</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=568</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde gündemin en önemli konusu futbol dünyasında yaşanan gelişmeler. Birçok klüp yöneticisi, futbolcu, menajer futbola hile karıştırdıkları gerekçesiyle göz altındalar. Zanlılar hakkında birçok suçlama var ama benim en çok dikkatimi çeken F. Bahçe’nin, Eskişehir &#8211; Trabzon maçı için Eskişehir’e teşvik primi vermiş olması. Yani Fenerbahçe, şampiyonluktaki en büyük rakibi olan Trabzonspor’a karşı daha iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde gündemin en önemli konusu futbol dünyasında yaşanan gelişmeler. Birçok klüp yöneticisi, futbolcu, menajer futbola hile karıştırdıkları gerekçesiyle göz altındalar. Zanlılar hakkında birçok suçlama var ama benim en çok dikkatimi çeken F. Bahçe’nin, Eskişehir &#8211; Trabzon maçı için Eskişehir’e teşvik primi vermiş olması. Yani Fenerbahçe, şampiyonluktaki en büyük rakibi olan Trabzonspor’a karşı daha iyi oynaması için Eskişehirspor’a para vermiş.</p>
<p><span id="more-568"></span><br />
Ben ‘bunda ne yanlışlık var?’, ‘teşvik primi vermek neden suç?’ bir türlü anlayamadım. Futbol ile ilgili her turlu yasal düzenlemenin hedefi rekabeti teşvik etmek değil mi? Teşvik primi de –adı üstünde- rekabeti teşvik ediyor.<br />
Varsayalım ki ligin bitimine 5 hafta kalan maçta Fenerbahçe Eskişehirspor’a teşvik primi verdi. Vermeseydi ne olacaktı? Ligde hiçbir iddiası bulunmayan Eskişehirspor maça asılmayacak, Eskişehirspor’un hocası belki de sezon boyunca takımda yer veremediği yedekler ile oyuna çıkacaktı. Halbuki Eskişehirspor o maçta çok sıkı bir oyun sergiledi. Maçtan önce kesin favori olarak gösterilen Trabzonspor’a kök söktürdü. Maçın 0-0 beraberlikle bitmesi ile Trabzonspor şampiyonlukta önemli bir yara aldı. O hafta kaybettiği liderliği bir daha geri alamadı.<br />
Bu senaryoda rekabeti engelleyen bir şey var mı? Bana kalırsa yok. Aksine rekabeti teşvik ediyor. Hatta teşvik primlerinden  genellikle mali açıdan zayıf olan takımlar yararlanacağı için uzun dönemde takımlar arasındaki finansal farklılıkları da ortadan kaldıracak, rekabeti daha da ileriye taşıyacak bir uygulama. O zaman neden bir sürü mağdur yaratıyor, emniyet ve adalet çalışanlarını meşgul ediyoruz?</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/07/tesvik-primi-neden-suc/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fight of the century: Keynes vs. Hayek Round Two</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/06/fight-of-the-century-keynes-vs-hayek-round-two/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/06/fight-of-the-century-keynes-vs-hayek-round-two/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 14:51:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=564</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://dotsub.com/media/32de7054-5d38-478b-9eae-5ff759772d61/e/m" frameborder="0" width="420" height="347"></iframe></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/06/fight-of-the-century-keynes-vs-hayek-round-two/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özel okullarda kayıt yenileme ücretleri hakkında Rekabet Kurumu&#8217;na açık mektup</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/05/ozel-okullarda-kayit-yenileme-ucretleri-hakkinda-rekabet-kurumuna-acik-mektup/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/05/ozel-okullarda-kayit-yenileme-ucretleri-hakkinda-rekabet-kurumuna-acik-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 May 2011 07:20:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
<category>özel okul</category><category>rekabet</category><category>rekabet kurumu</category><category>zam</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=559</guid>
		<description><![CDATA[Rekabet Kurumu Başkanlığı’na, Sayın Yetkili, Bildiğiniz gibi, Rekabet Kanunu’nun 6. maddesi teşebbüslerin hâkim durumlarını rakiplerine ve ürettiği mal ya da hizmetin alıcılarına karşı kullanmasını engellemek amacıyla düzenlenmiştir.  Ancak, birçok endüstride kanuna aykırı davranışlar söz konusudur. Bunlardan biri de özel okullardır. Türkiye’de birçok veli çoğu zaman şartlarını zorlayarak çocuklarını, daha iyi bir eğitim almalarını sağlamak amacıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rekabet Kurumu Başkanlığı’na,</p>
<p>Sayın Yetkili,</p>
<p>Bildiğiniz gibi, Rekabet Kanunu’nun 6. maddesi teşebbüslerin hâkim durumlarını rakiplerine ve ürettiği mal ya da hizmetin alıcılarına karşı kullanmasını engellemek amacıyla düzenlenmiştir.  Ancak, birçok endüstride kanuna aykırı davranışlar söz konusudur. Bunlardan biri de özel okullardır.</p>
<p>Türkiye’de birçok veli çoğu zaman şartlarını zorlayarak çocuklarını, daha iyi bir eğitim almalarını sağlamak amacıyla özel okullara göndermektedir. Tabii ki bunun bir bedeli vardır ve hizmeti alanlar bu bedeli ödemek zorundadır.</p>
<p><span id="more-559"></span></p>
<p>Ancak, okul yönetimleri velilerin çocukları konusundaki hassasiyetini bildikleri için bunu suistimal etmekte, halihazırda kayıtlı öğrencilerinin kayıt yenileme ücretlerini enflasyon oranının üzerinde arttırarak, ilk kayıtta veli ile okul yönetimi arasında yapılan sözleşmeyi kendi lehlerine değiştirmektedirler. Yani her sene veliler okul yönetimi ile bir önceki yıla daha kötü bir sözleşme yapmaya zorlanmaktadırlar. ‘Zorlanmaktadır’ diyorum, çünkü, bildiğiniz gibi, eğitim hizmeti niteliği gereği diğer birçok mal ve hizmetten farklıdır. Her zaman gittiğiniz berber saç kesim ücretlerine zam yaptığında kolaylıkla bir başka berbere gitme imkanımız vardır ve bunu yaparız. Ancak söz konusu okul değiştirme olduğunda tüketiciler aynı şekilde esnek davranamamakta, çocuklarının okul değiştirmekten kaynaklanabilecek uyum sorunlarını düşünerek, adil olmadığını düşünseler de,  hizmet aldıkları okulu değiştirememektedirler.</p>
<p>Aslında kanun koyucu bu durumu öngörüp ilgili yasada buna ilişkin bir düzenleme yapmıştır.  11.02. 2009 tarih 27138 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Özel Öğretim Kurumları Öğrenci ve Kursiyer Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliği’nin 5. maddesi 2. fıkrasına göre ‘İlköğretim ve ortaöğretim okulları <em>ara sınıflarının</em> öğrenci ücretlerini <em>bir önceki yılda gerçekleşen tüketici fiyat indeksindeki  (TÜFE) artış oranını</em> dikkate alarak arttırabilir’. Bu madde ile özel okul yönetimlerinin hakim durumlarını kayıtlı öğrencilerin aleyhine kullanmalarının engellenmesinin hedeflendiği açıktır. Bu yönetmeliğin yürütülmesi de Milli Eğitim Bakanlığı’na bırakılmıştır.</p>
<p>Görüldüğü kadarıyla özel okullar bu yönetmeliği dikkate almamakta, buna karşılık Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı birimler de kanunun kendilerine verdiği söz konusu yönetmeliği yürütme görevini yerine getirmemekte ya da getirememektedir.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu konudaki suskunluğu birimin asli vazifesinin ekonomik değil, daha çok eğitim ile ilgili olması nedeniyle olabilir. Bu durumda görev, söz konusu alanda daha fazla tecrübesi olan, Rekabet Kurumu’na düşmektedir. Kurum Kanun’dan gelen yetkisini kullanarak Özel Okulların hakim durumlarını kötüye kullanarak <em>kayıtlı öğrencilerin</em> velilerini her yıl daha kötü sözleşmelere (daha yüksek ücret, değişen ödeme ve burs koşulları vb.) imzalamaya zorlamasını engellemelidir. Ayrıca Özel Öğretim Kurumları Öğrenci ve Kursiyer Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliği’nin ilgili maddesinin daha kapsamlı ve bağlayıcı şekilde değiştirilmesini sağlamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/05/ozel-okullarda-kayit-yenileme-ucretleri-hakkinda-rekabet-kurumuna-acik-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mağduriyet&#8230;</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/02/magduriyet/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/02/magduriyet/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Feb 2011 06:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=541</guid>
		<description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi şehirdeki ticari taksi ve minibüs işletmecilerini mağdur ettiği gerekçesiyle Ankara&#8217;daki alışveriş merkezleri ve marketlerin ücretsiz servit hizmeti vermesini yasaklamış. Bu kararın tek bir etkisi olur o da marketler ve alışveriş merkezleri arasındaki rekabeti yumuşatmak. Zaten bu uygulamanın durdurulmasını talep edenlerden biri Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendecileri Derneği imiş. Görünen o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi şehirdeki ticari taksi ve minibüs işletmecilerini mağdur ettiği gerekçesiyle Ankara&#8217;daki alışveriş merkezleri ve marketlerin ücretsiz servit hizmeti vermesini yasaklamış.<br />
Bu kararın tek bir etkisi olur o da marketler ve alışveriş merkezleri arasındaki rekabeti yumuşatmak. Zaten bu uygulamanın durdurulmasını talep edenlerden biri Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendecileri Derneği imiş. Görünen o ki marketçiler kendi aralarında anlaşıp durduramadıkları rekabeti yasa çıkarak durdurmayı başardılar.<br />
Bu arada &#8216;bedava servis&#8217; hizmetini durdurma kararına olumlu oy vermiş belediye meclisi üyelerine sormak gerekir: Belediye Tiyatroları, özel tiyatroları, belediyenin ekmek fabrikası özel ekmek fabrikalarını mağdur ediyor acaba onları da kapatmayı düşünüyorlar mı?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/02/magduriyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haliç’in altı petrol kaynıyormuş ama&#8230;&#8230;..</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2011/01/halic%e2%80%99in-alti-petrol-kayniyormus-ama/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2011/01/halic%e2%80%99in-alti-petrol-kayniyormus-ama/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2011 15:07:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=537</guid>
		<description><![CDATA[Ben yukarıdaki ifade ile başlayan cümleler ile büyüdüm: ‘Haliç’in altı petrol kaynıyormuş ama bize çıkarttırmıyorlar kardeşim’ ya da ‘Yahu anlamıyorum, sınırın yüz metre ilerisindeki Musul’da petrol kaynıyor. Bizde petrol yok diyorlar’. Yakın zamanlarda bunun Bor versiyonları yaygınlaştı. ‘Bor geleceğin enerji kaynağı. En büyük bor rezervi bizde ama kullanmamıza izin vermiyorlar’. Bu söylemlerin arkasında iki (belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben yukarıdaki ifade ile başlayan cümleler ile büyüdüm: ‘Haliç’in altı petrol kaynıyormuş ama bize çıkarttırmıyorlar kardeşim’ ya da ‘Yahu anlamıyorum, sınırın yüz metre ilerisindeki Musul’da petrol kaynıyor. Bizde petrol yok diyorlar’. Yakın zamanlarda bunun Bor versiyonları yaygınlaştı. ‘Bor geleceğin enerji kaynağı. En büyük bor rezervi bizde ama kullanmamıza izin vermiyorlar’.</p>
<p><span id="more-537"></span></p>
<p>Bu söylemlerin arkasında iki (belki daha fazla ama bence iki tanesi çok önemli) önemli ima/iddia var: Birincisi, Türkiye bağımsız bir ülke değil. Türkiye’nin zenginleşmesi (sahip olduğu doğal kaynaklarını kullanması kısıtlanarak) dış güçler tarafından engelleniyor. İkinci, bu engelleme olmasa petrole/bora boğulsak milletçe refaha ereceğiz.<br />
Bu iki iddia da bana pek ikna edici gelmiyor. Birincisi ile başlayalım. Dünyanın en büyük petrol üreticileri İran, Irak, Suudi Arabistan, Azerbaycan, Kazakistan gibi bizim yakından tanıdığımız (en azından kültürel ve coğrafi yakınlığımız olan) ülkeler. Petrol bu ülkelerin en temel gelir kaynaklarından biri. Hatta ekonomilerinin temel direği. Peki bu ülkelerin kaç tanesinin Türkiye’den daha bağımsız (ne demekse?) olduğunu söyleyebilirsiniz?<br />
İkinci iddiaya gelirsek&#8230;.. Nijerya, Irak, İran, Angola, Kazakistan, Venezuella dünyanın en büyük petrol üreticileri/ihracatçıları arasında olan ülkeler. Hanginiz Türkiye yerine bu petrol zengini ülkelerde yaşamak istersiniz? Yoksa tercihinizi çok sınırlı doğal kaynağa sahip olan Japonya ya da birçok Avrupa ülkesinden yana mı kullanmak istersiniz?<br />
Birçok akademik çalışma bir ülkenin zengin doğal kaynaklara sahip olmasının o ülkenin ekonomisi üzerinde olumsuz etkileri olduğunu gösteriyor. Bunlardan ikisi çok önemli. Birincisi, doğal kaynaklar çoğunlukla devlet kontrolünde olduğu için, zengin doğal kaynaklara sahip ülkelerde girişimciler mesailerinin çoğunu verimli ekonomik aktiviteler yerine siyasi iktidarı etkileyip rant elde etmeye harcıyorlar. Bazen pastadan pay kapma mücadelesi o kadar şiddetleniyor ki, bu ülkeler ekonomilerini derin bir çöküntüye sürükleyecek iç savaşlara sürükleniyorlar.<br />
İkinci olumsuz etki çok ummadığımız bir yerden geliyor: döviz bolluğu. Hepimiz petrolümüz bol olursa onu ihraç edip dolarlara boğulmayı düşünüyoruz. Ama bu hayalin sonu güzel bitmiyor. Ülke dolara boğuldukça yerli para giderek değerleniyor ve ülkenin ihraç ürünleri yabancılar için pahalılaşıyor. Petrol ihracatçısı ülkedeki diğer sektörler giderek rekabet gücünü kaybediyor. Ülke ekonomisi daha çok petrole (doğal kaynağa) bağımlı hale geliyor.<br />
Sonuç olarak, dış güçlerin bize doğal kaynaklarımızı kullandırtmadığı tezi benim pek aklıma yatmıyor. Varsayalım ki, benim düşüncem yanlış. Bu durumda bile söz konusu ‘dış güçler’ bizim iyiliğimizi istiyor olabilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2011/01/halic%e2%80%99in-alti-petrol-kayniyormus-ama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hangisi daha önemli: Pastayı büyütmek mi, bölüşmek mi?</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2010/12/hangisi-daha-onemli-pastayi-buyutmek-mi-bolusmek-mi/</link>
		<comments>http://www.homoekonomikus.com/2010/12/hangisi-daha-onemli-pastayi-buyutmek-mi-bolusmek-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Dec 2010 17:47:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Murat Çokgezen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=525</guid>
		<description><![CDATA[Bazıları gelir dağılımının çok önemli bir sorun olduğunu düşünür. Hatta gelirin ne kadar olduğundan çok gelirin nasıl dağıtıldığı üzerinde tartışılır ve çoğu kişi Türkiye’de gelir dağılımının kötü olduğuna inanır. Bir ülkedeki gelir dağılımını gösteren çeşitli göstergeler mevcuttur. Bunlardan biri Kişisel Gelir Dağılımı sonuçlarıdır. Bu gösterge nüfusun farklı gelir düzeylerine sahip yüzde 20’lik dilimlerinin pastadan ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.homoekonomikus.com/wp-content/uploads/2010/12/adsız.bmp"><img src="http://www.homoekonomikus.com/wp-content/uploads/2010/12/adsız.bmp" alt="" title="gelir dagilimi" class="aligncenter size-full wp-image-532" /></a><br />
Bazıları gelir dağılımının çok önemli bir sorun olduğunu düşünür. Hatta gelirin ne kadar olduğundan çok gelirin nasıl dağıtıldığı üzerinde tartışılır ve çoğu kişi Türkiye’de gelir dağılımının kötü olduğuna inanır.<br />
Bir ülkedeki gelir dağılımını gösteren çeşitli göstergeler mevcuttur. Bunlardan biri Kişisel Gelir Dağılımı sonuçlarıdır. Bu gösterge nüfusun farklı gelir düzeylerine sahip yüzde 20’lik dilimlerinin pastadan ne kadar pay aldıklarını gösterir. Yukarıdaki tabloda farklı gelir seviyesine sahip ülkelerdeki kişisel gelir dağılımı gözükmektedir. Buna göre Türkiye’de nüfusun en zengin yüzde yirmilik kısmı gelirin yüzde 47’sini, en fakir yüzde yirmilik kısmı ise sadece yüzde 5’ini almaktadır. Bu durum bir adaletsizlik hissi uyandırsa da, dağılımın ABD’deki dağılımdan pek farklı olmadığı görülmektedir. Keza Kanada ve Kırgızistan’daki gelir dağılımı da birbirine yakındır.<br />
Eğer gelir dağılımının önceliği var ise Kanada’da yaşamak ile Kırgızistan’da yaşamak ya da ABD’de yaşamak ile Türkiye’de yaşamak arasında bir fark olmaması gerekir. Halbuki hepimiz biliyoruz ki, seçme şansı olsa, çoğu kişi Kanada’da yaşamayı, Kırgızistan’da yaşamaya; ABD’de yaşamayı Türkiye’de yaşamaya tercih eder. Çünkü ABD’de en fakir olarak pastadan alacağı yüzde 5’lik pay Türkiye’de alacağı yüzde 5’lik paydan büyük olacaktır.<br />
Özetle, üretmek bölüşmekten daha önemlidir. Pastamız çok küçük ise onu eşit paylaşmak kimseyi memnun etmeyecek, çoğu kişi büyük bir pastanın küçük bir oranını almayı tercih edecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.homoekonomikus.com/2010/12/hangisi-daha-onemli-pastayi-buyutmek-mi-bolusmek-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

