Yazılar

murat_cokgezenOkumaya başladığınız bu kitapta da ‘Böbrek satışı serbest olsa nasıl olur?’, ‘İçerden Öğrenme (Insider Trading) ya da kumarın yasa dışı olması anlamlı mı?’, ‘Emniyet kemeri takmak gerçekten emniyetli mi?’, ‘Kurban Bayramı alternatif bir şekilde kutlanabilir mi?’, ‘Şaraptan tat alabilmek için şaraptan anlamak gerekiyor mu?’ gibi sorular sorulmaktadır.
Metin içinde, okuyucunun dikkatini çekmek amacıyla, bu sorulara alternatif ve ajitatif cevaplar verilmiş olsa da, kitabın yazarı bu sorularının doğru cevaplarını bildiği iddiasında değildir. Sadece ‘işin bir de bu yönü var’ demeyi hedeflemektedir.
Daha önce yine Liberte Yayınları tarafından yayınlanan Homoekonomikus başlıklı kitabımı okuyup beğenmiş iseniz bu kitabı da beğeneceğinizi söyleyebilirim. Aralarındaki tek fark bu kitaptaki yazıların, aylık bir derginin light yazılar bölümü için yazılmaları nedeniyle, öncekine göre daha kısa olması. Kısa yazıların kolay okunmak gibi bir avantajı var ama konunun çok kapsamlı bir tartışmasına olanak vermiyor. O yüzden, derinlemesine bir analiz bekliyorsanız, aradığınız kitap bu değil.

Yukarıdaki haber 1 Haziran tarihli butun gazetelerde vardı. SPK Türkiye Gazetsinin halka arzına izin vermiş. Bildiğiniz gibi Türkiye Gazetesi bundan yaklaşık 10 yıl önce batan ve yaklaşık 60 bin mudisine 1 milyar doların uzerinde borcu olan İhlas Finasın da sahibi olan Ören ailesine ait.
Bu haberi okuyunca şu sorular aklıma geldi:
- Acaba Cem Uzan şu an Türkiye’de bir şirket kursa ve halka açılmak istese SPK izin verir mi?
- Bankası batan birçok patronun malı musadere edildi. Bu adamlar ‘hortumucu’ olarak damgalandı. Aynı durumdaki Enver Ören’in itibarının SPK tarafından tescillenmesi çelişkili değil mi?
- Hükümet, İmar Bankası olayında garanti kapsamı dısında olan 50 milyarın uzerindeki mevduatı bankanın batmasından sonra garanti kapsamına aldı. Cem Uzan’a güvenmiş kişilerin riskini vergi verenlere yükledi. Eğer yapılan doğru ise aynı şeyi neden İhlas Finans için yapmadı?
- İhlas Finas’a borçlarını ödemesi için başlangıçta 5 yıl süre verilmişti. Sonra bu süre 10 yıla uzatildi. Bu şekilde borç tasfiyesi uygun bir yöntem ise neden bankalar için de aynı yöntem uygulanmadı?
- SPK’nın halka açılma iznini, BDDK’nın İhlas Finas’a bankacılık izni takip edebilir mi?

Ergenekon ve ona bağlı davalar hakkında kafam çok karışık. Kim haklı kim haksız bir türlü karar veremiyorum. Bir grup olan biten herşeyi silahlı kuvvetler ile ilişkilendirirken, karşı taraf da körlemesine silahlı kuvvetleri savunuyor. 

Zaten bana göre bu dava ile ilgili en büyük sorun, davanın yargılanan kişilerin suçlu mu suçsuz mu olduğunun tesbit edilmesinden çok iki taraf arasındaki bir güç mücadelesine dönüşmüş olması. Bu nedenle akıllar pazara çıkmış durumda. Her iki taraf da iddialarına mantıksal bir dayanak bulmaya çalışmıyor.

Bu toz duman içinde konuyla ilgili -en azından benim gördüğüm- en iyi iki rehber  Gareth Jenkins’in Between Fact and Fantasy: Turkey’s Ergenekon Investigation adlı çalışması ve Pınar Doğan ve Dani Rodrik tarafından hazırlanan http://cdogangercekler.wordpress.com/ isimli blog.

Jenkins’in raporuna karşı Cengiz Candar eski Finladiya Cumhurbaşakanı’ın rapor hakkında ’silahlı kuvvetleri temize çıkarma belgesi’ dedigini yazdı. Rodrik ve Doğan’ın sitesi çıkınca da bazıları ‘Rodrik zaten asker kaçağı’ dediler. Tabii ki her iki karşı çıkışı da anlamlı bulmak mümkün değil.  Hiçbirinde Jenkinis’in raporu ve Rodrik’in blogundaki iddialara karşı anlamlı bir cevap yok.

Kafam bu konuda çok karışık, çooook.

ekonomiturkÜlkemizde çok sayıda ekonomi kitabı yayınlanmıyor. Yayınlananlar arasında ise işe yarayanların sayısı gerçekten çok sınırlı. Liberte Yayınları hayırlı bir iş yapıp yeni bir kitap yayınlamış.  Adı Ekonomi Türk: Ekonomide hurafeler ve gerçekler. Ben çok beğendim. Konuyla ilgili herkese tavsiye ederim.

Deniz Gökçe kitap hakkındaki yorumu kitabın içeriğini çok güzel özetliyor. Başka söze gerek yok:

“…Yıllarca ekonomi bilmez, popülist insanlarımız bu “karamsar dinozor yorumcuların” yorumlarını okuyarak yanıltıldılar. Ekonomide “Hurafeler ve Gerçekler” kitabı ise bu yorumcuların yanlış yorumlarını kullanıp, doğruları da göstererek  ekonomi dünyamıza yeni bir soluk getiriyor. Türkiye’nin yeni nesil yazarlarının zihin açıcı yorumlarını beğenerek okuyacağınızı düşünüyorum.”

Ayrıca kitabın başındaki şu ifadeyi de çok beğendim:

‘Bu ülkenin tarihsel şanssızlığı, diğer topraklardaki fosillerin petrole dönüşerek ekonomik zenginliğe katkı sağlaması ama bu topraklardaki fosillerin aktif politikaya devam etmesi ya da gazetelerde köşe yazarlığı yapmasıdır.’

 

Sayın Yetkili,

Ekim 2010 tarihinden itibaren doçentlik başvuru koşullarını değiştirdiniz. Ben, kendi alanımda (iktisat-işletme) yapılan değişiklikleri çok olumlu bulduğumu söylemek isterim.

Türkiye’de bu alanda yeterince yayın yapılmaktadır. Sorun yayınların kalitesi ile ilişkilidir. Bundan sonra bir doçentten ya da profesörden sadece kendi okulunda çıkan ve ahbap çavuş ilişkileri ile yayınlatılan makalelerden ya da sadece doçentlik sınavından geçmek amacıyla çala kalem yazılmış kitaplardan fazlasını beklemek vergi verenlerin hakkıdır. Türkiye Cumhuriyeti bunun için yeterli insan potansiyeline sahiptir. Yakın gelecekte bu çıtanın daha da yukarılara çekilmesi kaçınılmazdır.

Devamı »

Sigara Yasağı

Türkiye’de 19 Temmuz’da başlayan geniş kapsamlı sigara yasağı yüzünden ilk cinayet Manisa’da işlenmiş. 30 Temmuz tarihli Sabah gazetesinin haberine göre Manisa’nın Saruhanlı ilçesindeki “Arabın Yeri” adlı restoranda eğlenen 29 yaşındaki pazarcı Erkan Çelik ile arkadaşları sigara yakınca restoran sahibi grubu uyarmış. Çıkan tartışmada Erkan Çelik restoran sahibi  Hıdır Karayiğit’i öldürmüş.

Devamı »

Siyasi Ahlak

İtalyan telekız Patrizia D’Addario’nun elindeki ses kayıtları doğruysa İtalya Başbakanı Silvio Berlisconi, D’Addario’ya ‘Sana inşaat imar izni veremem. Ama istersen seni Avrupa Parlementosu’na milletvekili adayı yapabilirim’ demiş.
Buradan da bir kez daha anlaşılıyor ki, bizim siyasetçilerin Avrupalılardan öğreneceği çok şey var. Avrupalı siyasetçi telekıza bile yerine getiremeyeceği vaadi vermiyor.

Öngörü hürriyeti

Sakarya Üniversitesi’nde düzenlenen “Deprem Gerçeği ve Toplumsal Bilinçlenme” konulu panelde söz alan Türkiye Jeofizik Kurumu Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan “İstanbul’da depremin eşik yılı 2033’tür. 2040 ile 2050 arası en olası yıldır. En geç de 2075’te deprem olacak” demiş.

Devamı »

KPMG adlı danışmanlık şirketinin  yaptığı ’suiistimal’ araştırmasına katılan 146 şirket yöneticisi, Türkiye’de şirket içi yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma oranının oldukça yüksek olduğu görüşünde birleşmişler. Katılımcıların tamamına yakını suistimali, Türkiye’de büyük bir problem olarak görüyor ve artacağını düşünüyormuş. Ancak bu kişilerin sadece yüzde 8′i suiistimali kendi şirketinde büyük bir sorun olarak görüyormuş. KPMG Suiistimali Önleme ve İnceleme Bölüm Başkanı İdil Gürdil, Türkiye’deki birçok şirketin suistimali önleme konusunda çabası olmadığını, şirketlerin ‘benim çalışanım yapmaz’ mantığıyla hareket ettiklerini söylemiş.

Devamı »

İleri »