Reyting konusuna uzun zamandır kafayı takmış durumdayım. Bu konuda daha önce de yazdım (http://ekonomiturk.blogspot.com/2009/01/herkesin-hakkn-ben-korurum.html). Bu işte anlamadığım bir şey var: Eğer reyting kuruluşu gerçekten doğru ölçümler yapamıyorsa ya da bilerek yapmıyorsa bu duruma tepkinin önce reklam verenlerden, TV şirketlerinden ve reytingi düşük bulunduğu için yayından kaldırılan dizi yapımcılarından gelmesi gerekir. Bunların da yapacağı iş de basittir: Reyting ölçümünden çıkmak, bu ölçüme güvenmediğini açıklamak vs. (Sadece TRT bu ölçümlerden çıkmıştır) Halbuki tepki TRT, RTÜK vs gibi hep hükümet ile ilgili kesimlerden geliyor. Nedense ben bu işten kıllanıyorum. Yoksa, yanlış akıl yürütüyor ve boşuna mı kuruntu yapıyorum?
Piyasaların kendiliğinden ortaya çıkan doğal süreçler olduğuna, bu doğal işleyişin insanların mutluluğunu arttıracağına, müdahalelerin ise -beklenenin aksine- arzulanmayan sonuçlar doğuracağına inanırım. Geçenlerde kızımın başından geçen bir olay, bu inancımın daha da pekişmesine yol açtı. Bunu sizlerle de paylaşmak istedim:
Kızım bu sene üzerinde Disney Karakterlerinin resimlerinin bulunduğu kartları biriktiriyor. Bu kartları ya para ile alıyorsunuz ya da Migros’tan 25 TL’lik alışveriş yaptığınızda hediye olarak veriyorlar. Kızımın bu seneki en büyük hedeflerinden biri 105 karttan oluşan bu seriyi tamamlamak.
Devamı »
Benim iki tane kızım var. Biri 10 diğeri 7 yaşında. Her baba gibi onlara aşığım. Onlarla vakit geçirmeyi çok seviyorum ve bunun için her fırsatı değerlendiriyorum. Birlikte geçirdiğimiz anlarda bazen beni çıldırtsalar da, çoğu zaman çok eğleniyorum. Hatta öğreniyorum. Öğrendiklerimin bir kısmı da ekonomi ile ilişkili. Alın size örnek.
Devamı »
Yeni bir Bedelli Askerlik tasarısı kabul edildi. Hayırlı uğurlu olsun. 30 yaşına kadar askerden kaçmayı ve 30 bin TL parayı bulmayı başaran askerden yırtacak. Hükümet hem para hem oy toplayacak. Askerliğini yapmış olanlar bunun haksızlık; yırtanlar, gerekli olduğunu savunacak. Yaşı tutmadığı için bu uygulamadan yararlanamayanlar ‘Vicdani retçi olsam askerlikten beleşe sıyırır mıyım?’, ‘Bir yüksek lisans programına yazılsam en az iki sene daha askerliği erteletirim. İki seneye kadar da memlekette ya seçim ya da deprem olur. Yeniden ‘paralı askerlik’ çıkar’ opsiyonlarını değerlendirmeye başlayacaklar.
Devamı »
Son günlerde gündemin en önemli konusu futbol dünyasında yaşanan gelişmeler. Birçok klüp yöneticisi, futbolcu, menajer futbola hile karıştırdıkları gerekçesiyle göz altındalar. Zanlılar hakkında birçok suçlama var ama benim en çok dikkatimi çeken F. Bahçe’nin, Eskişehir – Trabzon maçı için Eskişehir’e teşvik primi vermiş olması. Yani Fenerbahçe, şampiyonluktaki en büyük rakibi olan Trabzonspor’a karşı daha iyi oynaması için Eskişehirspor’a para vermiş.
Devamı »
Rekabet Kurumu Başkanlığı’na,
Sayın Yetkili,
Bildiğiniz gibi, Rekabet Kanunu’nun 6. maddesi teşebbüslerin hâkim durumlarını rakiplerine ve ürettiği mal ya da hizmetin alıcılarına karşı kullanmasını engellemek amacıyla düzenlenmiştir. Ancak, birçok endüstride kanuna aykırı davranışlar söz konusudur. Bunlardan biri de özel okullardır.
Türkiye’de birçok veli çoğu zaman şartlarını zorlayarak çocuklarını, daha iyi bir eğitim almalarını sağlamak amacıyla özel okullara göndermektedir. Tabii ki bunun bir bedeli vardır ve hizmeti alanlar bu bedeli ödemek zorundadır.
Devamı »
Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclisi şehirdeki ticari taksi ve minibüs işletmecilerini mağdur ettiği gerekçesiyle Ankara’daki alışveriş merkezleri ve marketlerin ücretsiz servit hizmeti vermesini yasaklamış.
Bu kararın tek bir etkisi olur o da marketler ve alışveriş merkezleri arasındaki rekabeti yumuşatmak. Zaten bu uygulamanın durdurulmasını talep edenlerden biri Ankara Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Perakendecileri Derneği imiş. Görünen o ki marketçiler kendi aralarında anlaşıp durduramadıkları rekabeti yasa çıkarak durdurmayı başardılar.
Bu arada ‘bedava servis’ hizmetini durdurma kararına olumlu oy vermiş belediye meclisi üyelerine sormak gerekir: Belediye Tiyatroları, özel tiyatroları, belediyenin ekmek fabrikası özel ekmek fabrikalarını mağdur ediyor acaba onları da kapatmayı düşünüyorlar mı?
Ben yukarıdaki ifade ile başlayan cümleler ile büyüdüm: ‘Haliç’in altı petrol kaynıyormuş ama bize çıkarttırmıyorlar kardeşim’ ya da ‘Yahu anlamıyorum, sınırın yüz metre ilerisindeki Musul’da petrol kaynıyor. Bizde petrol yok diyorlar’. Yakın zamanlarda bunun Bor versiyonları yaygınlaştı. ‘Bor geleceğin enerji kaynağı. En büyük bor rezervi bizde ama kullanmamıza izin vermiyorlar’.
Devamı »

Bazıları gelir dağılımının çok önemli bir sorun olduğunu düşünür. Hatta gelirin ne kadar olduğundan çok gelirin nasıl dağıtıldığı üzerinde tartışılır ve çoğu kişi Türkiye’de gelir dağılımının kötü olduğuna inanır.
Bir ülkedeki gelir dağılımını gösteren çeşitli göstergeler mevcuttur. Bunlardan biri Kişisel Gelir Dağılımı sonuçlarıdır. Bu gösterge nüfusun farklı gelir düzeylerine sahip yüzde 20’lik dilimlerinin pastadan ne kadar pay aldıklarını gösterir. Yukarıdaki tabloda farklı gelir seviyesine sahip ülkelerdeki kişisel gelir dağılımı gözükmektedir. Buna göre Türkiye’de nüfusun en zengin yüzde yirmilik kısmı gelirin yüzde 47’sini, en fakir yüzde yirmilik kısmı ise sadece yüzde 5’ini almaktadır. Bu durum bir adaletsizlik hissi uyandırsa da, dağılımın ABD’deki dağılımdan pek farklı olmadığı görülmektedir. Keza Kanada ve Kırgızistan’daki gelir dağılımı da birbirine yakındır.
Eğer gelir dağılımının önceliği var ise Kanada’da yaşamak ile Kırgızistan’da yaşamak ya da ABD’de yaşamak ile Türkiye’de yaşamak arasında bir fark olmaması gerekir. Halbuki hepimiz biliyoruz ki, seçme şansı olsa, çoğu kişi Kanada’da yaşamayı, Kırgızistan’da yaşamaya; ABD’de yaşamayı Türkiye’de yaşamaya tercih eder. Çünkü ABD’de en fakir olarak pastadan alacağı yüzde 5’lik pay Türkiye’de alacağı yüzde 5’lik paydan büyük olacaktır.
Özetle, üretmek bölüşmekten daha önemlidir. Pastamız çok küçük ise onu eşit paylaşmak kimseyi memnun etmeyecek, çoğu kişi büyük bir pastanın küçük bir oranını almayı tercih edecektir.