<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı’na Yeni Doçentlik Kriterleri Hakkında Açık Mektup yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.homoekonomikus.com/2010/04/universitelerasi-kurul-baskanligi%e2%80%99na-yeni-docentlik-kriterleri-hakkinda-acik-mektup/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.homoekonomikus.com/2010/04/universitelerasi-kurul-baskanligi%e2%80%99na-yeni-docentlik-kriterleri-hakkinda-acik-mektup/</link>
	<description>Hayata, olaylara ekonomik bakış</description>
	<lastBuildDate>Tue, 17 Jan 2012 20:09:43 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
	<item>
		<title>Yazar: necati tanircan</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2010/04/universitelerasi-kurul-baskanligi%e2%80%99na-yeni-docentlik-kriterleri-hakkinda-acik-mektup/comment-page-1/#comment-1471</link>
		<dc:creator>necati tanircan</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2011 05:49:42 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=466#comment-1471</guid>
		<description>zeki baykara bey bir akdemistenin nasıl olması gerektigi konusunda bir fikre sahip degil. aslında buna sasırmıyorum cunku muhtemelen hayatında dogru duzgun bir akademisyen gormemis. Bu yuzden de dogru duzgun bir yabancı dil bilmeden de edebiyet ya da ilahiyat profesörü olunabilecegini dusunuyor. 
kendisine hatırlatmak isterim ki:
1- bilim evrenseldir. bu yuzden bir bilimadamının bir konu uzerinde calısırken &#039;bu konuda baskaları ne demiş?&#039; diye bakması gerekir. Ki kendi yazdıklarının digerlerinin yazdıklarından farkını soyleyebilsin. BU durumda yabancı dil bilmeyen bir ilahiyatçı pakistanlı, mısırlı ya da ABD&#039;li meslektaslarının ilgili konuda ne soylediklerini nereden bilecek? Yazdıklarını diger meslekdaslarıyla nasıl paylasacak?
2- kendi alanı dısında, dunyada olup bitenleri nasıl takip edecek? Oğrencilerini bunlardan nasıl haberdar edecek?

Baykara Bey bilerek ya da bilmeyerek akademik camiadaki statükonun devamını talep ediyor. Akademisyenler içlerine kapalı olsunlar, dunya ile temas etmesinler ve korler ile sagırlar birbirini ağırlasın.
Bu gorus karsısında &#039;İnsallah akademik camiayı yönetmek ve yönlendirmek ile ilgili birimler aynı fikirde degildir&#039; demekten baska soyleyecek bir sey yok.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>zeki baykara bey bir akdemistenin nasıl olması gerektigi konusunda bir fikre sahip degil. aslında buna sasırmıyorum cunku muhtemelen hayatında dogru duzgun bir akademisyen gormemis. Bu yuzden de dogru duzgun bir yabancı dil bilmeden de edebiyet ya da ilahiyat profesörü olunabilecegini dusunuyor.<br />
kendisine hatırlatmak isterim ki:<br />
1- bilim evrenseldir. bu yuzden bir bilimadamının bir konu uzerinde calısırken &#8216;bu konuda baskaları ne demiş?&#8217; diye bakması gerekir. Ki kendi yazdıklarının digerlerinin yazdıklarından farkını soyleyebilsin. BU durumda yabancı dil bilmeyen bir ilahiyatçı pakistanlı, mısırlı ya da ABD&#8217;li meslektaslarının ilgili konuda ne soylediklerini nereden bilecek? Yazdıklarını diger meslekdaslarıyla nasıl paylasacak?<br />
2- kendi alanı dısında, dunyada olup bitenleri nasıl takip edecek? Oğrencilerini bunlardan nasıl haberdar edecek?</p>
<p>Baykara Bey bilerek ya da bilmeyerek akademik camiadaki statükonun devamını talep ediyor. Akademisyenler içlerine kapalı olsunlar, dunya ile temas etmesinler ve korler ile sagırlar birbirini ağırlasın.<br />
Bu gorus karsısında &#8216;İnsallah akademik camiayı yönetmek ve yönlendirmek ile ilgili birimler aynı fikirde degildir&#8217; demekten baska soyleyecek bir sey yok.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: Zeki Baykara</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2010/04/universitelerasi-kurul-baskanligi%e2%80%99na-yeni-docentlik-kriterleri-hakkinda-acik-mektup/comment-page-1/#comment-1425</link>
		<dc:creator>Zeki Baykara</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jan 2011 13:37:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=466#comment-1425</guid>
		<description>Anlaşılan, herkes kendi açısından bir değerlendirme yapıyor.  Akademik yayın yapabilecek kadar İngilizce bilmek, elbettteki Tıp, Mühendislik vs gibi bazı alanlarda geçerli olabilir. Ancak İlahiyat, Edebiyat vs gibi İngilizce ile direkt ilgisi olmayan branşlarda yüksek düzeyde İngilizce şart olmamalı.

Ayrıca, bu eleştiriyi yapan arkadaşın, anlaşılan İngilizce konususnda problemi yok. Ama, aynı şeyi Türkçe&#039;si için söyleyemeyez. Nitekim bu kadar kısa bir metinde bile 4-5 imla hatası ve hatta cümmle düşüklüğü mevcut.  İşte asıl sorunlarımızdan biri de bu. İngilizce biliyoruz ama Türkçe bilmiyoruz. 

Bir diğer sorun, jürilerin objektif olmaması. 2-3 yayını olan bir aday bile  doçent olabiliyor ama, 30-40 yayını olan aday doçent olamiyor. Çünkü, bizim ülkemizde batıda olduğu gibi her akademik yayın için tanımlanmış bir puan sistemi yok.  A grubu hakemli dergilerde yayımlanmış ve atıf almış onlarca makaleyi bile jüri üyeleri beğenmeyebiliyor. Asıl sorun burada. Yani her şey subjektif ve tamamen insan faktörüne bağlı.  Esas bu sistem düzeltilmeli.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Anlaşılan, herkes kendi açısından bir değerlendirme yapıyor.  Akademik yayın yapabilecek kadar İngilizce bilmek, elbettteki Tıp, Mühendislik vs gibi bazı alanlarda geçerli olabilir. Ancak İlahiyat, Edebiyat vs gibi İngilizce ile direkt ilgisi olmayan branşlarda yüksek düzeyde İngilizce şart olmamalı.</p>
<p>Ayrıca, bu eleştiriyi yapan arkadaşın, anlaşılan İngilizce konususnda problemi yok. Ama, aynı şeyi Türkçe&#8217;si için söyleyemeyez. Nitekim bu kadar kısa bir metinde bile 4-5 imla hatası ve hatta cümmle düşüklüğü mevcut.  İşte asıl sorunlarımızdan biri de bu. İngilizce biliyoruz ama Türkçe bilmiyoruz. </p>
<p>Bir diğer sorun, jürilerin objektif olmaması. 2-3 yayını olan bir aday bile  doçent olabiliyor ama, 30-40 yayını olan aday doçent olamiyor. Çünkü, bizim ülkemizde batıda olduğu gibi her akademik yayın için tanımlanmış bir puan sistemi yok.  A grubu hakemli dergilerde yayımlanmış ve atıf almış onlarca makaleyi bile jüri üyeleri beğenmeyebiliyor. Asıl sorun burada. Yani her şey subjektif ve tamamen insan faktörüne bağlı.  Esas bu sistem düzeltilmeli.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Yazar: rdynk</title>
		<link>http://www.homoekonomikus.com/2010/04/universitelerasi-kurul-baskanligi%e2%80%99na-yeni-docentlik-kriterleri-hakkinda-acik-mektup/comment-page-1/#comment-1239</link>
		<dc:creator>rdynk</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2010 09:39:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.homoekonomikus.com/?p=466#comment-1239</guid>
		<description>çok güzel bir yazı... 

ayrıca &quot;Üçüncü olarak, doçentlik sınavı girecek jüri adaylarının kendilerinin doçentlik kriterlerini sağlamış olmaları şartı aranmalıdır. Aksi takdirde jürinin meşruluğu sorunu doğmaktadır. Ayrıca, bu jürilere giren profesörlere harcadıkları emeğin karşılığı olarak –TÜBİTAK proje değerlendirme jürilerinde olduğu gibi- maddi bir getiri sağlanmalıdır.&quot; kısmına da aynen katılıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>çok güzel bir yazı&#8230; </p>
<p>ayrıca &#8220;Üçüncü olarak, doçentlik sınavı girecek jüri adaylarının kendilerinin doçentlik kriterlerini sağlamış olmaları şartı aranmalıdır. Aksi takdirde jürinin meşruluğu sorunu doğmaktadır. Ayrıca, bu jürilere giren profesörlere harcadıkları emeğin karşılığı olarak –TÜBİTAK proje değerlendirme jürilerinde olduğu gibi- maddi bir getiri sağlanmalıdır.&#8221; kısmına da aynen katılıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

