17 Mayıs tarihinde bir grup eşcinsel meclise doğru bir gösteri yürüyüşü gerçekleştirmiş ve kendilerinin de toplum içinde var olduklarını ve bu şekilde kabul edilmeyi, kendilerine karşı yapılan ayrımcılığın sona ermesini beklediklerini dile getirmişler.


Eşcinsellik birçok toplumda hoş görülmeyen bir yaşam biçimi. Eşcinseller bu yüzden cinsel kimliklerini açıklamaktan kaçınıyorlar. Açıklayanlar da genellikle toplumdan dışlanıyor, hatta kötü muamelelere maruz kalıyorlar.
Çoğu zaman, din, dil, ırk ayrımcılığı karşısında gösterdiğimiz hassasiyeti eşcinsellere karşı göstermiyoruz. Hâlbuki eşcinseller içinde yaşadıkları topluma önemli katkılar yapan insanlar. Bilim, sanat, iş dünyasındaki başarılarıyla tarihe malolmuş yüzlerce eşcinsel var.
Hatta, Richard Florida ve Gary Gates adlı iki araştırmacı bir bölgedeki eşcinsellerin sayısı ile o bölgedeki teknolojik gelişme ve ekonomik kalkınma arasında doğru yönlü bir ilişki olduğunu iddia ediyorlar. Yaptıkları araştırma, Amerika’da gay/lezibyen topluluğunun en yoğun yaşadığı San Fransisco, Washington, Austin, Atlanta ve San Diego şehirlerin ülkenin ileri teknoloji endüstrilerinin de yoğunlaştığı şehirler olduğunu gösteriyor.
‘Ne ilgisi var?’ demeyin. Florida ve Gates’in mantığı basit: Bir bölgede eşcinsellerin çok sayıda olması o bölgenin açık fikirli ve yaratıcı bir sosyal atmosfere sahip olduğunu gösteriyor. Böyle bir ortam, ileri teknoloji endüstrilerinde çalışan yaratıcı beyinlerin de yaşamak için tercih ettikleri yerler. Yaratıcı beyinler neredeyse teknoloji firmaları da oraya gidiyor. Özetle, hoşgörü, farklılıkları ve yaratıcılığı; yaratıcılık da teknolojik gelişme ve ekonomik kalkınmayı teşvik ediyor.

Yorum yapın

Kapat
E-posta ile paylaş