Kıdem tazminatı hakkında sorular
Belediye-İş sendikası hazırladığı raporda ‘Kıdem tazminat kalkarsa keyfi işten çıkartmalar artar’ demiş.
Kıdem tazminatı, işçisini işten çıkartan işvereni cezalandıran ve son günlerde çok tartışılan bir uygulama. Benim de bu konuda kafama takılan bazı sorular var:
- İşveren işçiyi işe alırken ödüllendiriyor muyuz ki, çıkartırken cezalandıralım?
- Sendikanın bahsettiğinin aksine, hiçbir şirket keyfi olarak işe adam almayacağı gibi keyfi olarak işten adam da çıkartmaz. İşler kötüye gidince, maliyetleri kısmak için adam çıkartmak kaçınılmaz olur. İşvereni işler kötüye giderken cezalandırdığımızda, düşene bir tekme de biz atmış olmuyormuyuz?
- İşveren işler kötüye gittiğinde işçisini çıkartmakta zorlanacağını bildiği için işe adam alırken iki defa düşünüyor. Bu durumda kıdem tazminatı işvereni cezalandırayım derken, çalışmak isteyen işçiyi de cezalandırmıyor mu?
Bir yorum

kıdem tazminatı, ingilizce terimi ile “employment termination benefit”, şirketlerin finansallarında karşılık olarak duran bir yükümlülüktür. hesaplanması, maliye bakanlığınca her altı aylık dönemler için açıklanan kıdem tazminatı tavanı ile 1 yıllık çalışma süresini doldurmuş çalışan sayısının çarpılması şeklindedir. işten çıkarmalarda, çalışanın aldığı brüt ücret, kıdem tazminatından yüksekse, yasal olarak çalıştığı yılx kıdem tazminatı tavanını hak etmiş olur ve işveren bu ücreti ödemekle yükümlüdür. kıdem tazminatı, sosyal devletpolitikaları açısından bakıldığında, çalışanın haklarını korumak için önemli bir önlemdir.
şimdi gelelim işveren’in kıdem tazminatı sebebi ile işçi almak istememe durumuna. yukarıda belirttiğim gibi kıdem tazminatı 1 yılını doldurmuş çalışanlar için “işten çıkarma” durumunda ödenecek olan meblağdır. yani bir çalışandan verim alamayacaksanız, bunu bir sene içinde defaeten anlamış olacak kadar yetkin olmanız beklenmektedir. şimdi bir işveren, bir sene sonra çıkaracağı adamın kıdem tazminatını düşünerek işe adam almıyorsa, o şirketin zaten çok ciddi başka bir sorunu vardır, ki bunun adı da “işletme değer sorunu - devam edebilirlik” ya da ingilizce terimi ile “going concern”dür.
sorulardan bir tanesi de “işveren çalışanı işe alırken ödüllendirmiyoruz da, neden onu işten çıkarırken cezalandırıyoruz ki?”dir ki bu tüm sosyal devlet anlayışını yerle bir eden bir yaklaşımdır. öncelikle kıdem tazminatı işverene verilen bir ceza değil, işten çıkarılan çalışanın yeni bir iş bulana kadar kendisini idare edebilmesi için ödenen bir ücrettir. işveren işçiden fayda sağlamak için işe almaktadır. yani bir kamu hizmeti ya da bir bağışta bulunmamakta, aksine işçinin emeğini, ücretini ödeyerek kiralamaktadır. işverenler istedikleri gibi çalışan çıkarma serbestisine sahip olurlarsa, bu durumda sürekli iş yerine yarı zamanlı işler yaygınlaşacaktır. yarı zamanlı işlerin yaygınlaşması hem ücret seviyelerini düşerecek, hem de çalışabilir kesimin daha az çalışmasına, daha fazla boş vakti olmasına sebeb olacaktır. ve bu boş vakit, kitap okuyarak değerlendirilebilecek bir vakit değildir, zira insanların 30 gün (1 ay) yaşayabilmek için belli bir seviyede paraya ihtiyaçları vardır. bu parayı yarı zamanlı işlerden kazanamayan kesimin hangi yollara döneceği ise başka bir tartışma konusudur.
yani sizin anlayacağınız, kıdem tazminatı çok basit gibi gözüken, ama kökleri çok derin olan bir sosyal güvencedir.