Nisan 2008 Arşivi

Zahit Akman Şov

Düzenleme kurulları son yıllarda hayatımızın değişmez bir parçası. Bankacılık, telekomünikasyon, enerji, radyo-televizyon  gibi birçok alanda ‘Bağımsız’ düzenleme kurullarımız var. Acaba bunların ‘Bağımsız’ olmaları, ‘Bağımsız’ kalmaları ne kadar mümkün?

Devamı »

Hekim lobisi direnişte

Gün geçmiyor ki gazetelerde Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyacağı yeni yasa tasarısına ilişkin haberler görmeyelim. Bu tasarı yasalaşırsa doktorlar eskisi gibi hem kamuda hem özel sektörde çalışamayacak, ikisinden birini tercih etmek zorunda kalacaklarmış.

Devamı »

Bağırtarak öğrenme

Son günlerde en çok tartışılan konuların başında hükümetin yapmayı planladığı Sosyal Güvenlik Reformu geliyor. Bu reform tasarısı yasalaşırsa bundan böyle sigorta sisteminin çalışanlara maliyeti daha yüksek olacak. O yüzden tüm muhalefet, sendikalar, çalışanlar reforma karşı. Ancak, muhalefet ne kadar bağırsa da hükümet iflas etmiş Sosyal Güvenlik sistemini bataktan çıkartabilmek için, kendisi de istemese bile, bu reformu yapmak zorunda.
Olayların bu noktaya gelmesinde ciddi bir ‘zihniyet problemi’ yatıyor. İnsanımız, Sosyal Güvenlik Sistemini bir iktisadi oluşum olarak değil, bir hayır kurumu gibi görüyor. Bu yüzden bir kişilik prim ödeyip beş kişiyi tedavi ettirebileceğini; 20 sene prim ödeyip, 40 sene emekli maaşı alabileceğini, hatta bütün bunların hiç prim ödemeden mümkün olabileceğini düşünüyor. Maalesef ki politikacılar da yıllar boyunca vatandaşı bunun mümkün olmadığına ikna etmektense, oy uğruna, onların dümen suyuna gitmeyi tercih etmiş. Şimdi bıçak kemiğe dayandı. Vatandaş zamanında ikna ile öğrenemediğini bağra bağıra öğrenmek zorunda.

Belediye-İş sendikası hazırladığı raporda ‘Kıdem tazminat kalkarsa keyfi işten çıkartmalar artar’ demiş.
Kıdem tazminatı, işçisini işten çıkartan işvereni cezalandıran ve son günlerde çok tartışılan bir uygulama. Benim de bu konuda kafama takılan bazı sorular var:
- İşveren işçiyi işe alırken ödüllendiriyor muyuz ki, çıkartırken cezalandıralım?
- Sendikanın bahsettiğinin aksine, hiçbir şirket keyfi olarak işe adam almayacağı gibi keyfi olarak işten adam da çıkartmaz. İşler kötüye gidince, maliyetleri kısmak için adam çıkartmak kaçınılmaz olur. İşvereni işler kötüye giderken cezalandırdığımızda, düşene bir tekme de biz atmış olmuyormuyuz?
- İşveren işler kötüye gittiğinde işçisini çıkartmakta zorlanacağını bildiği için işe adam alırken iki defa düşünüyor. Bu durumda kıdem tazminatı işvereni cezalandırayım derken, çalışmak isteyen işçiyi de cezalandırmıyor mu?

Rahmi Koç, Türkiye’ye sıfırdan yatırım yapacak ve istihdam sağlayacak yabancı sermayenin teşvik edilmesi gerektiğini söylemiş. Bu sözleri Sinan Aygün’den duysaydım şaşırmazdım ama Rahmi Koç’tan duymak doğrusu sürpriz oldu.
Yabancı sermaye tartışmalarında her dönemin bir modası var. Önce ‘yabancı sermaye hiç gelmesin’ diyenler vardı. Sonra ‘kısa vadelisi gelmesin, uzun vadelisi gelsin’ demek moda oldu. Son günlerde Türk şirketleri yabancı yatırımcılar tarafından satın alınmaya başlayınca da ‘kurulu şirketi almasın, kendisi yatırım yapsın’ diyenler piyasaya çıktı.

Devamı »

Kapat
E-posta ile paylaş